5 Ocak 2017 Perşembe

NİŞANTAŞI'NIN YENİ LEZZET ADRESİ -MUST

 
 
Nişantaşı’nın yeni lezzet durağı MUST , Mim Kemal Öke Caddesinde Aralık ayının ikinci döneminde İstanbulularla buluştu.
24 Aralık tarihinde uğradık,geziden döndük dün gece yine orada idik.
Daha önce Central vardı aynı adreste,bir kere gittik..İkilemedik..
Daha önce Fransız restoranı vardı ve kaz ciğerini aynı mekanın Taksim günlerinden beri severdik,ikilemedik.
Akılarda vardır mutlaka,burada kalıcı olunmuyor diye..Kalıcı olur diyerek belirtelim..
Çünkü lezzet açıyor kapıyı..
**
Az önce Seta Restaurant’ı yazdık gezimizden.
Gün olur yol düşer,yine gider miyiz bilmiyoruz.Ama mesela trüflü menüsü çok başarılı o restoranın ve Michelin yıldızlarında etkisi var,biz o topa Milano içinde öğle yemeğinde bize yerellerden gelen tavsiye ile seçtiğimiz bir restorandaki tercihlerimiz yüzünden girmedik.
Ama laf lafı açsın madem..
Tereyağımız geldi,övüldü vs..
Aklımıza Must geldi ve Must’daki daha başarılı dedik..
Tatlı menüsüne geldik Seta’da..Ananas ilk sırada..
Aynısı Seta’da da var dedik..
Dilimlenmiş ananas,sosu ve dondurması..
Kısacası..Must için olumlu düşünceler daha sonra da nasıl pekişiyor örneklemiş olalım..
**
Neler tattık peki..
Ördek ..Enfes..
Risotto..Şahane..
O tereyağı ile bir iki hafta içinde trüflü makarna da tatmaya gideriz..
Bize önerilen pizza çeşidi istridye mantarlı idi..Yanında da kırmızımız..Önden peynir tabağımız ki ikidir tercih ediyoruz..
Daha ne olsun..
**
Peki yolu düşen uğrasın dedik,ne olabilir diye de ekleyelim..
Kav genişleyebilir..
Bu da olacaktır..
**
Yaşanan sıkıntılı süreçlerde önce Beşiktaş’taki patlamada Topaz etkilendi..
Reina ise herkesi etkiledi..
Blog yazarı olarak ,bir yerine birbuçuk akşam yemeğini dışarda yemek gerekir diye düşünüyorum bu yazıyı yazarken.
Bu yüzden de Must’ı yazmaktan da, bugün yarın ekleyeceğimiz Kantin yazımızdan da aslında varmak istediğim konu net.
Bu kadar lezzetler sunan işletmeler,hele yaşadığımız mahallede ise..
Biraz da onları daha iyi günlere taşımak bizim elimizde diye düşünüyorum.

SETA RESTAURANT -MILANO


Milano’da oldukça bilinen bir restoran Milano Seta’yı,yeni senenin ilk yazısı olarak sizlerle paylaşalım.

Seta Restoran Milano’da Mandarin Oriental içerisinde ve aslında oteli hem restoranı hem de barı ile ikiye ayırmak gerekecek.Rahat bir ortamda hem aperatif bir şeyler içeriz,hem laflarız ,güzel de tatlar alırız diyorsanız bar kısmı sizler için ideal bir seçim olacaktır.

İki Michelin yıldızlı Seta Restaurant’ta ise sonuçta boğaza bakmıyorsunuz,rahat bir ortam oluşmuyor ,sommelier dahil tüm çalışanlar büyük bir ciddiyet içerisinde..Ama sunumlar da ,yemekler de  harika.Üstüne kavın içeriği gerçekten çok geniş.

Kısacası..

Doğru adreslerin ikisi aynı otelin içinde..Birisine gidilmeli,diğeri ise gidilmeli ama anlattığımız beklentide gidilmeli.

**

Antonio Guida son dönemde adından çok söz edilen bir şef.Restoranın tanıtım yazısında şefimizin etkilendiği Toskana ve Fransız mutfağının harmanından klasik İtalya lezzeti ortaya çıkıyor deniliyor ki;bunu doğrulayan bir menü de hazırlanmış durumda.

**

Set menüde fiyatlar kişi başı 150 euro düzeyinde,eşleştirmeli şarap tercihinde de kişi başı 90 euro ödüyorsunuz.

Başlangıç olarak Asya’nın bin yıldan fazladır bildiği ama Avrupa’da bilinme geçmişi ancak 10 sene olan yuzu meyvesinin suyunun midye içi ile eşleştirdiği tada azıcık da olsa almond sütü ve karnabahar eşlik ediyor.

CAVOLFIORE ile başlangıç var..

Tabi aslında ilk adım olarak hoşgeldiniz tercihiniz,trüflü tereyağınız,şampanya ile başlamak isterseniz ayrıca şampanya eşliği  tadımlıklarınız ile ısınıyorsunuz.

Bu bir tercih olduğu için seçim sizin.Biz ipucunu verdik..Yineleyelim..

Restorana girmeden ısın otelin barında diyoruz.

**

Maccagno peyniri ve çilek sosu ile yapılan ve sebzelerin içerik olarak yer aldığı RISO adı verilen risotto ise adeta başyapıta dönüşen bir yemek.Menünün gerçekten yıldızı..Efsane tadı var ve sommelier seçimi de size yemeği baskın kıldırıyor bu aşamada..

**

ROMBO deniz ürünü

PETTO DI PICCONE ise et ürünü bir yemek.

İkisi set menüde..

Bizim tercihimizde ise risotto sonrası AGNELLO vardı  ve set menü sırasından burada ayrıştık.Kara biberli ,lime soslu  ve bohça içindeki bulguru ile tamamlanan ,tam pişmeyen ama ağızda gerçekten dağılan kuzu eti Agnello ‘nun kendisi..Zaten yemekle ilgili görseli 30 Aralık gecesi instagram hesabında da bu yemekten seçtik.

**

Set menünün tatlısı CAMPARI ,camparinin jöleye eşliği yanında küçük cookie’si ve üzerini süsleyen portakal dilimi ilebize de  önerilen bir tatlı oldu.Ama yemekler şahane ..

**

İçinden çıkamayacağınız kadar geniş kavın içinde biz tercihimizi Burgonya ve Santa Barbara bazlı kırmızı şaraplara ayırdık.

Aslında Santa Barbara tercihi ,Burgonya Pinot Noir ardından sommelier’den geldi ve gitgide azalan 2007 ürününü tatmamızı şiddetle tavsiye etti.İyi de etmiş.Kendisi zaten eşleştirmeli tercihinin neden set menüde yapıldığını da sizlere anlatıyor.Diğer çalışanlar ise detaydan ziyade menüyü yeniden okumuş oluyorlar.

**

Milano’da daha rahat bir Michelin yıldızlı restaurant bulmak elbette mümkün.Öğle yemeği için eşdeğerde Four Seasons içindeki La Varenda aklınızda olsun diye size burada da önerebileceğimiz bir tercih.

Ama ..

Seta Restaurant ‘a akşam yemeği için gideyim mi düşüncesinin de yanıtı net aslında.Mandarin Otel’e doğru yola çıkılmalı,isteyen barda stop etmeli,bu tadı denemek istiyorum diyen de içeri girmeli.

29 Aralık 2016 Perşembe

GÜLE GÜLE GEORGE..GÜLE GÜLE PRENSES..

Bazen doldurulması gereken sorular vardır..
İlk aldığınız albüm gibi..
Gerçekten mi Wham ! ‘in ilk albümünü harçlıklarımla almıştım,yoksa daha önce doldurtulması için plakçıya verdiğim para ile kaydettirdiklerim mi sayılmalı idi,ya da babama al dediğim de işin içine girmeli miydi bilinmez ama Wham ! di işte ilk aldığım albüm ve bu soru karşıma düştüğünde de seneler boyunca hep Wham ! diye yanıtladım.
İşte o George Michael hayata veda etti..
Gençliğimizin bir parçası gitti kısacası..
Genç de değilsiniz artık dedirtti.Bu yüzden efsane ses , büyük sanatçı veya diğer tamlamalara girmeyeceğim..
Birine George Michael’ı sorsanız..
George Michael ile büyüdük oğğğlmmm biz der..
Make It Big –büyüt- ilk aldığım albümün adı idi de..İçinde  öyle bir şarkı yoktu albümün..Bu herkesin aklındadır..
Careless Whisper vardı,Everything She Wants vardı,Last Christmas vardı,Freedom vardı.
Hayır ..
Last Christmas yoktu..
O sonradan Everyting She Wants ile arkalı önlü çıktı..
Hmm..
Daha sonra Music For The Edge of Heaven ‘ın içinde yer aldı..
Hani Where Did Your Heart Go ‘nun olduğu..
Wham ,Bam dedikleri..
Hani I’m your Man ‘i ezberleten albümde..
**
Peki başka..
Başkası yok işte..
Solo çalıştı..Queen şarkısını söyledi..Elton John ile sahne paylaştı..
Başka..
Aretha Franklin ile söyledi..
Hmm hatırladım..Adı neydi..
I knew you’re waiting for me idi..Yaşlanıyorsun..
Bak bir ara da Papa Was A Rolling Stone vardı..
Severdik değil mi..
Ooo L’aa Mour..
Hayır bak..O L’amour..
Eurythimics falan mıydı o..
Hayır Eurythmics idi..O hem onların değil..Erasure söyledi onu..
Hadi ya..
Vay be..Hepsi duruyor değil mi..
Evet ..Hepsi gidecek..
Abba da duruyor değil mi ..
Erasure’dan mı geldi aklına..
Evet..
Bak şimdi aklıma Take On Me geldi..
Gelmesin..
**
Zsa Zsa Gabor öldü Aralık ortasını biraz geçince..
Allahtan ortalık toz duman da Zsa Zsa Gabor Atatürk ile birlikte mi oldu diye ortalık birbirine girmedi bir kez daha..
George Michael gitti..
Prenses Carrie Fisher hemen ertesi gün veda etti..
Bugün de Prensesin annesi Debbie Reynolds yaşama gözlerini yumdu diye öğrendik..
**
Carrie Fisher ve Debbie Reynolds da damga vurdular..
Star Wars ‘un Prenses Leila ‘sı ile
Singin’ In The Rain’in Debbie Reynolds’u anne –kız ilişkisinde miymiş kısmı herhalde bugünün konusu..
Aaa o da mı gitmiş dedirtmesi gereken bir dönemin gündemi böyle oluyorsa
Bana radyomu verin diye arabalarına siyah kurdela takanların siliniyor olması da hem normal hem üzücü..
En az gençliklerinin gidişine üzüldükleri kadar
Seyirci kaldıklarına da üzülmeleri gereken durumu farketmemeleri kadar..
**
Last Christmas..
I gave you my heaarrttt..

25 Aralık 2016 Pazar

EGG-NOG DÖNEMİ GELDİ.KİLİT NOKTA EN AZ BİR GÜN SOĞUTMAK..

Noel döneminin en bilindik içkisi Egg-Nog ‘u elimize almak için artık saatleri sayıyoruz ,sosyal paylaşım ortamı instagramdaki hesabımızda da ,hikayelerde de paylaşımı yapacağız,o halde burada da tarifini yazalım ki;gelecek sene için hazırlıklar önce zihindeki rezervasyonla başlasın.
Noel’e yetştirme derdimiz olmadığı için ,Pazar gününü beklemek işimize geldiği için diyelim daha doğrusu ; buzdolabında bekletme süresini iki güne dek çıkardığımız egg-nog ‘un böylece en kilit konusu ile başlamış olduk.En az 24 saat soğuma süresini kendimize veriyoruz. 1-3 gün arasında bir soğuma süresini tarifin başına yazıyoruz.
**
Egg-nag diyen Amerikalılar; fluffy demeyi de tercih ederlerken,
Özellikle finansal piyasalarda hareketliliğin bitmesini,dealerların tatile çıkmasını egg-nog için başlangıç kabul eden İngilizler ise yazdığımız şekilde okumayı tercih ediyorlar.
**
Egg-nog
Adından anladığımız üzere,tarifinde yumurta bulunan bir içki..
Sütümüz ve kokonatımız da temel malzemelerde yer almakta..
Bu içkinin içine konacak alkolün ise tercihi tamamen size kalmış.
Biz kokonatlı –süt ile hazırladığımız için Remy Martin XO ‘yu tercih ettik.
Abd’de genelde burbon ile hazırlanıyor.
Sütü ,sade süt olarak tercih edenler ise ,zaman zaman Rom-Malibu karışımını da kullanıyorlar..
Diğer türlü ise Hindistan cevizinin küçüğünü –muskat – tarifin malzemelerine almanızı öneriyoruz.
Malzemeler:
6 yumurta
750 gram süt
1.5 küçük paket krema
200 grama yakın toz şeker
Tarçın tozu-rendelenmiş muskat ve tarçın çubuğu
Vanilya
Ve içki..Konyak tercih eden daha az,viski tercih eden orta düzeyde ekleyebilir (Kişisel tercihlere kalan bir konu , alkol ağır bassın veya daha düşük düzeyde olsun demeniz ile ilgili)
**
Biz tabi evde yapılmayı anlatıyoruz.Yurt dışında egg-nog satılıyor ve aslında kolay yolu da bu oluyor.
**
Yumurtaların sarısını ve beyazını ayırarak yapılışa başlıyoruz.Sütümüze krema ekleyip ısıtmaya başlarken,ayrı bir kapta yumurta sarılarımıza toz şekeri ekleyip karıştırıyoruz.
Orta düzeyde ısınan süt-krema karışımının 1/5 ‘ini diğer karışıma ekledikten sonra karıştırmaya devam ediyoruz.Daha sonra kıvamınu bulan şekerli karışımı ocağın üzerindeki krema+süt karışımına ekliyoruz ,biraz daha ısıtırken kaba ,vanilya ve tarçın tozundan katıyoruz.
Artık sırada içkimizi ekleme var.
İçkimizi ekledikten sonra sadece 15 saniye daha ateşte tutmak yeterlidir.
**
Buzdolabı zamanı..
1-3 gün arasında değişen zamandan sonra egg-nog ‘a kavuşma zamanınız geldi.
Hindistan cevizi rendeleme şansınız yoksa,bitter çikolata tercihini de rendelenmiş halde yapabilirsiniz..
Evet beklediğinize değecek an geldi..
İçkiniz bardağa geldikten sonra rendelerin yanına tarçın çubuğu da ekledikten sonra ,iyi seneler dilekleri ile bardaklardan sesler gelebilir..
**
Bu yazının yazılış dönemini egg-nog anlatıyor..
O halde şimdiden iyi seneler..

21 Aralık 2016 Çarşamba

HER YOL ROMA'YA ÇIKAR..YEME İÇME KONUSUNDA ALTERNATİFLER

Yeni yıl yaklaşıyor ve yeni yılı Roma’da karşılamış bir çift olarak sizlerden de tercihini bu yönde kullanacaklar olabilir düşüncesi ile Roma’da nerelerde yemek rezervasyonu yapılabilir bölümünü bugün sizlerle paylaşıyoruz.
IL PAGLIACCIO
Özel bir geceyi özel kılmak isteyenler için Michelin yıldızlı Il Pagliaccio tercih edilebilir.
Bu restoranı ilk tercihe koyma sebebimizin iki sebebi var.Birazdan sizlere gece için öneri verdiğimizde ,Il Pagliaccio’nun  Michelin yıldızlı şefi Anthony Genovese’nin elinin değdiği Yugo’dan da bahsedeceğiz. İki tercih ,ikisinde de Genovese imzası sizlere “Bella Roma” dedirtecektir.
İkinci sebep  ise damak tadını yemekle sınırlamayanlar için.Matteo Zappile  2017 yılı için hazırlanan L’Espresso Ristoranti D’Italia katoloğunda yılın someliyesi seçildi.
İmtiyaz veren zincir olan Relais &Chateaux’un İtalya’dan bu sene sadece bu restoranı listeye eklediğini de belirtelim.
Alakart menüsüne web sitesinden  de ulaşabileceğiniz restoranın ulaşımı son derece rahat.
YUGO
Roma’da akşam yemeği için üç ayrı parti düşünmek gerekir.Bunların ilkinde aperetivo için belki de sade ,salaş bir bar da tercih edilebilir, İspanyol Merdivenleri ya da Aşk Çeşmesi tarafında mola da verilebilir.Ama hiç kuşkusuz ki en son öğünden sonra biraz da ayakta sallanmak ve yediklerinizin ağırlığından kurtulmak gerekecek.
İşte bu yüzden Yugo.
Az önce Michelin yıldızlı şef elinin değdiğini belirtmiştik bu işletme için.Bu kez mutfakta Asya esintisi de var diyelim.
Daniele Petriconi ‘nin sizi serinleten kokteyllerini pas geçmeyin deriz.
MASTRO TITTA
Yugo’da kokteyller serinletse de tamamen ayakta kalamayanlar,Roma’ya gelmişken sabaha yaklaşsak diyenler,gittiğimiz yerde ya acıkırsak dememek isteyenler için ideal tercih Mastro Titta.
Giorgio Chioffi Roma’nın en bilindik kişilerinden .
Neden öyle olduğunu da mekan size anlatacaktır.
Gittiğinizde bira çeşidi çok,müzik güzel, çok konuşan İtalyanların ses düzeyi daha da artmış halde diyebilirsiniz.
BACCANO
İtalya deyince Aşk Çeşmesi akla geliyorsa ,bunda hiç kuşku yok ki Anita Ekberg’in Fellini’nin yönettiği La Dolce Vita’daki efsaneleşmiş sahnesinin payı olacaktır.
Aşk Çeşmesi ayaklarınızı götüreceği yer ise çok yakınında yer alan Baccano temiz ortamı ile  iyi bir seçim olacaktır.
Hesaplı diyebiliriz, şarap seçimi kolay yapılabiliyor, öğle üzeri yol düşerse de makarnalar lezzetli.
HOTEL DE RUSSIE
Çok çok güzel otellerin cafelerinden birinde mola verilebileceğini herkes biliyor.Biz sizlere İspanyol merdivenlerine uzak olmayan ,biraz gizli kalan ama şıklığı ile göz kamaştıran Hotel Russie’nin cafesini önermek istiyoruz. Akşam yemeğine doğru ideal seçim.Soğuktan korur,bahçe tarafına konulan Noel ağacı gülümsetir.
Kokteyller güzel,fiyatlar ortalamanın az üstü.
IL GABRIELLO
Cidden iyi tercih yapmışız baksana kim gelmiş diyeceğinizi duyar gibiyiz duvarlardaki resimlere baktığınızda Hollywood ‘dan bir aktörün size gülümsediğini görünce.Fakat diğer resimler de yerel bilindiklerin Il Gabriello’yu tercih ettiklerini gösteriyor.
Çoğu İtalyan işletmesi gibi Il Gabriello’da aile işletmesi.Ağzınızda dağılan tatlara ulaşmak için önerilen yerlere gitmek güzel de ,fiyat olarak Michelin yıldızlı restoran tatilde iken tercih edeceğim bir seçenek değil diyenler için atlanmaması gereken bir restoranı paylaştık.Fakat lezzet dillerde olduğu için rezervasyon yapmayı atlamayın diye de not düşelim.
GRAN CAFFE’ ROMA
Çok yazacak bir durum yok.
Şehrin en bilineni.
Yeni yıl için uğramadan olmaz.
ROSCIOLI CAFFE
Şarap içerken keyif almak isteyenler için..
Aperatiflerde Roma tadı almak için doğru yer.
CESARE AL CASALETTO
Bir başka hesaplı restoran önerimiz.Tüm İtalya’daki dergilerde ,gazetelerde övgü dolu sözleri almayı hiç bırakmayan mekan.
Roma’ya özgü ne yesem diyenler için Coda Alla Vacinara seçeneğini tek geçin,arkanıza yaslanın ..
Atlanmamalı.
SALOTTO 42-BAR
İçkinizi alırken,geceyarısı da olsa ,akşamüstü de olsa ,bardaki aperatifleri tabağınıza doldurmayı ihmal etmeyin.
Sigara içmek için dışarı çıktığınızda tarihi bir kalıntıya şehrin içinde bakmak da hoş duygu.
İnsanların Phanteon’a gidişlerini veya o bölgeden Aşk Çeşmesine ya da İspanyol Merdivenlerine dönüşlerini de gözlüyorsunuz.Soğuktan kaçmak için de birebir.
**
Her yol Roma’ya nasılsa çıkar..
Bugün olmazsa yarın..
Bloğumuzdan bir cümlenin bile değerli okuyanlara katmadeğer sağlamasından öte mutluluk yok.
Kolay bir araştırma ile en sevilen restoranlar listesi de yapabilirdik.Her zamanki gibi kendi deneyimimizi işlemek istedik.
Deneyimlemediğimiz ama duyduğumuz Mercato Centrale için de tam erken kahvaltı yeri denilmekte.Bunu da ekleyerek bitirelim.
Bir başka yazıda buluşmak üzere..

20 Aralık 2016 Salı

SWANSEA CITY'NİN ABD'Lİ HOCASININ İNGİLİZ İNGİLİZCESİ DERDİ

İngiliz Süper Ligi desek Premier League için belki yanlış olmaz ama,
Swansea City’nin Abd vatandaşı menajeri
Premier League’i
PREM-yair değil de Pre- MEER diye okuyunca ortalık karışıyor.
Aslında sonradan yanlışını düzeltse de , penaltı vuruşu için “penalty” diye düzeltse de ilk anda söylediği (Penalty Kick kısaltması ) PK ile Bob Bradley’in üzerindeki medya baskısı da tavana ulaştı.
Her ne kadar şu anda Bradley için zaman Amerikan İngilizcesi ile İngilizlerin İngilizcesi arasındaki net ayrımda tuzağa düşmemek üzerine geçse de,kariyerinde Norveç ve Fransa’da klüp çalıştırıcılığı bulunan  ve Premier League tarihindeki ilk Abd vatandaşı menajer olan Bradley için bir başka baskı da takımın başarısı ve buradaki geleceği de bize göre pek parlak gözükmüyor.
Ama madem laf lafı açtı..
Sonuçta dile ve futbola da meraklı bir toplumuz..
Bradley’in bazen ağzından kaçırdığı kendi dilindeki terimler ile İngilizlerin terimleri arasında ne fark var ona bakalım.
İNGİLİZLERİN TERİMLERİ                          AMERİKALILARIN KULLANDIKLARI
Away –deplasman-                                   Road
Clean Sheet –gol yememe-                      Shutout
Dressing Room –soyunma odası-           Locker Room
Fixtures – fikstür-                                       Schedule
Football                                                        Soccer
Keeper  -kaleci-                                           Goalie
Match  -maç-                                               Game
Nil –sıfır-                                                       Zero
Pitch –saha -                                                Field
Shot on target  -gol vuruşu-                       Shot on goal
Supporters –taraftar -                                 Fans
Table –puan cetveli-                                    Standings
Training –antreman-                                    Practice
**
20 takımlı ligde,Swansea City şu anda 19. Sırada ve yoğun maç programı içeren yeni yıl döneminde oynanacak üstüste maçlarda puanlar kazanmak zorunda.
Şu anda ligin geride bıraktığı maç sayısı 17 ve kısa sürede bu 25’e varacak.Maç başına 1 puan ortalamasının gerisinde kalan menajer Bradley’in baharı görmesi takımın alacağı puanlara bağlı.Eğer puanlar gelirse biz inanıyoruz ki istediği kadar PK dese de olur.

14 Aralık 2016 Çarşamba

JURA BÖLGESİNİN LEZZETİ - MONT D'OR VE COMTE PEYNİRİ

Fransa’nın Jura Bölgesinin önemli tatlarından biri olan Mont D’Or peynirini yazacağız..
Bu şahane peynirin bu bölgede ve İsviçre’nin Fransa’ya yakın bölgelerinde üretilmesinin temel sebebi tıpkı şaraplarda rastladığımız gibi AOC kurallarının bu kez peynir üreticileri için de devreye girmesinden kaynaklanıyor.Kısacası belirli koşulları var bu peyniri üretmenin;tıpkı bölgenin diğer eşsiz lezzeti Comte gibi.
O halde önce Comte diyelim..
Comte peynirinin tekeri 35-40 kilolara ulaşabiliyor.En az 15 aylık bir dinlendirilme gerekiyor ama sonuçta gerçek tadını almak için 2 senelik bir dinlendirme tercih edilmeli.Bu fazlalık peyniri yıllanmış cheddar haline getirirken daha fazla tuzlu yapıyor.
Morbier ,Comte’nin yumuşak hali..
Bleu de Gex ise yumuşak.
Üçünün ortak özelliği olarak buzdolabında tutmayı atlamayın demek zorundayız..Aslında son ikisi de Mont D’Or gibi mevsimsel kabul ediliyor.
Bu üç peynirin de bizlere ulaşmasına Montbeliarde cinsi inekler aracı oluyor.
Harika Comte peynirinin özünde ise inanılmaz fazla süt kullanılıyor..
**
Dağ hayatı süt ürünlerinin geçime yardımcı olduğu bir yaşam biçimini sunar.Bugün Y.Zelanda’da nasıl bir çok çiftçi bölgenin ünlü süt ürünleri üreticisi Fonterra’nın belirleyeceği süt fiyatlarını düşünüyorsa bu Alplerdeki yaşam için de geçerlidir.
Bir de zorlu kış tarafı vardır tabi ki hayatın.Bunu Alplerin bu tarafında da ,Güney Tirol’de de gözleme fırsatına sahipsiniz.Bağların hasat mevsimi aynı zamanda zorlu kışın da kapıyı çalacağı dönemdir.Bu yüzden sığırlar da yavaş yavaş dağlardan köylere çekilirler ve doğal olarak kışın verdikleri süt daha az olacağı için anlattığımız bölgede Comte yapımı için yeterli süt bulunmaz..
İşte burada devreye bir lezzet şöleni ..Pastrorize edilmeden yapılan..
Mont D’Or girer..
Çam kabuğuna sarılan Mont’ D’or için dağlarda çamların önce kabuklarını çıkarıp sonra derisinden gelen halkalar peynirle birleşerek ona eşsiz bir tat verirler.
Bu işle uğraşan kişilere sanglier denilir.Peynir yapımı için AOC kuralları devreye girse de ,Sanglier’ler fiyat rekabetindedirler.Bugün bölgenin çam kabuğu 35 cent civarında iken,Sanglier’ler Doğu Avrupa ürünlerinin pazara 25 centten girdiklerini belirterek bu usta işlerinin de belirli düzenlemelerle korunmasını istiyorlar.
**
Mont D’or kapağını açtığınızda size kendi şekli ile de Alplerin dağlarını sunan bir peynirdir..
Hafif sarımsak,ısıtılan Mont D’or..Ekmek üstü sürümü ve elbette yanında Vin Jaune..
Vin Jaune bölgenin beyaz Sauvignon üzümünden üretilen ve renginden dolayı daha çok Altın Sarısı diye tanımlanan şarabıdır.
Doğal olarak tahmin edersiniz ki, köylerdeki mahzenler genelde eski tip olan ve içini gezmesi büyük keyif veren yerler.
Yıllanmış Vin Jaune ,fıçının içinde iken tepesinde beyaz ve ince tabaka bırakan değil de griye çalan tabakası ile güzelleşir.Zaten altın sarısını da bu mayalanma sunar..
**
Peynirin olduğu yerde şarap vardır..
Jura Bölgesinin sizi çağırdığı dönemdir belki de sonbahar..
Kış uzundur ve gerçi daha Mont D’or tam da olmamıştır,onun kışlık hali güzelliktir ama yaza vedanın ,birbirini kış vaktinde çok da göremeyecek halkın kaynaştığı festivali eğlenceli şekilde size sunar..
Bu yazıyı burada bırakalım ve biz bir başka yazıda bu festivallerden bir başkasının güzelliğini sizlere bu kez Avusturya’dan sunalım..